Genel

2008 krizinde Basel 2'nin etkisi nasıl olmuştur? Basel 2'nin geleceği ne olacak?

2008 yılında çalıştığım bankada Basel gereği kredi değerlendirme notlarının hazırlanması için bir danışman firma ile anlaşmış ve ilk toplantımızı gerçekleştirmek için yönetim katında toplanmıştık. Başlanacak büyük ve kapsamlı çalışmaya başarı dilemek için Genel Müdürümüz rahmetli Adnan Büyükdeniz salona girdiğinde hepimiz ayağa kalktık. Büyükdeniz bizleri kısaca selamladıktan sonra sözüne soruyla başladı. – Sizce kredi vermek ilim midir yoksa sanat mı? Hepimiz şok olmuştuk. Yıllarca bu işlere kafa yormuş, doktorasını yapmış bir akademisyenin tam da projenin açılış toplantısında böyle bir soru sorması beni rahatsız etmişti. Kendisi sorduğu sorunu cevabını verdi.

– Ben önceleri kredi vermenin ilim olduğunu zannederdim ama sonraları gördüm ki, bu iş ilim değil sanatmış arkadaşlar…

Büyükdeniz aslında bize şu mesajı vermeye çalışıyordu. Regülatör bu çalışmayı bizden istiyor. Bu çalışmayı yapın ama çok da fazla enerjinizi harcamayın diyordu. Ne demek istediğini 2 yıl sonra okuduğum kitapta anladım. Aşağıdaki yazı Costas Lapavitsas’ın Finansallaşmış Kapitalizm : Kriz ve Finansal Müsadere kitabının 58-63. sayfalarından alınmıştır. Bankalar riski değerlendirmek ve uygun düzeyde sermayeyi ellerinde tutabilmek için kendilerinden borçlananlar hakkında bilgi edinmeye ihtiyaç duyarlar. Ana yolcu iktisat, bankaların niteliksel ve niceliksel şekillerde bilgi edindiklerini kabul eder. İlki, borçlularla düzenli iletişim kurulmasını, kişisel ilişkileri, borçlunun faaliyetlerini yürüttüğü yerin ziyaret edilmesini ve şirket yönetim kuruluna personel yerleştirilmesini içerir. İkincisi ise hem şirketlerle ilgili hem de genel olarak piyasalarla ve ekonomiyle ilgili nicel verilerin analizini içerir. ABD bankaları bilgi edinmek için “yumuşak” ve “ilişkilere dayalı” yöntemlerden uzaklaşarak “katı” istatistiklere dayalı tekniklere yönelmelerine neden oldu. Daha özgül olarak bakıldığında bankalar, ipotek ve tüketici kredileri verirken kredi notu yöntemini benimsediler. Bu yöntem, bireysel bir not belirlemesini sağlayan ve istatiksel açıdan istendiği gibi değiştirilebilecek, gelir , yaş, sahip olunan varlıklar gibi sayısal ve demografik bilgilerin toplandığı “mesafeli” teknikleri kapsar. Bireyin kredi notu ancak belli bir eşik değerin üzerinde olursa kredi açılır. Ayrıca bankalar geçmişteki geri ödenmeme oranlarından faydalanan matematiksel tabanlı modeller kullanarak ellerindeki varlıkların temerrüt riskini tahmin etmeye başladılar. Büyük ölçüde geçmiş eğilimlerden dış değerlendirme yoluyla edilen bu tahminler, verilerin işaret ettiği sınırlar dahilinde stres testlerine tabi tutulur. Benzer şekilde bankalar (tarihsel olarak tahmin edilen) varlık fiyatları ile (hisse sendi piyasası fiyatlarından tahmin edilen) oynaklık arasındaki bağıntılara dayanan Riske Maruz Değer (RMD) yöntemlerini uygulamayı öğrendiler. Bu temel üzerinde bankalar, Riske Maruz Günlük Kazançlarını (RMGK) yani ellerinde tuttukları varlıkların değerinin günlük belli bir değerin altına düşme olasılığını tahmin ederler. Sonuçta RMGK’yı kabul edilebilir sınırlar içine getirmek için varlıklarının karışımını yeniden ayarlayabilirler. Çıkarıma dayalı, hesaplama tekniklerinden yoğun bir şekilde faydalanan risk yönetimi “katı” gibi gözükür ve bilimsellik havası taşır. Çıkarıma dayalı risk yönetimi felaketlere gebeydi. Herşeyden önce bağıntıları hesaplamakta geçmiş fiyatların kullanılması, krizlerin karakteristik özelliği olan fiyatların eşi görülmemiş şekilde birlikte hareket ettiği dönemlerde pek de işe yaramaz. Kriz öncesi dönemlerde bilimsel hava verilerek hesaplanan sermaye rasyoları kriz zamanında tepetaklak olmuştur diğer bir deyişle Basel 2 kriterleri hiç bir işe yaramamıştır. (Lehman Brother’s battığında sermaye yeterlilik oranı %46 idi) Buradan hareketle Basel inandırıcılığını kaybetmiştir. Gelecek dönemlerde kaybettiği itibarı geri kazanabilmek adına ne gibi aksiyonlar alacağını hep birlikte göreceğiz..

Yorumlar

yorumlar

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir