Genel

Mutlak Rezerv

Bir önceki yazımızda bankaların %100 rezerv tutmasından bahsetmiş idik.

Şimdi bu konuyu inceleyecelim. Konuyu ilk olarak büyük iktisatçı Irwing Fisher 1935 yılında yayınladığı 100% Money adlı eserinde işlediğini görüyoruz.

Kitabın giriş kısmında Fisher, 1929 yılında ABD’de 23 milyar $’ı banka parası olan toplam 27 milyar $’lık para arzının nasıl oluştuğunu açıklamaktadır. 1933’e gelindiğinde para arzı 20 milyar $’a geriledi ve bunun 15 milyarı banka parasıydı. Devlet kendi para miktarını 1 milyar arttırırken, ticar bankalar borçlerını geri çağırmak suretiyle paralarının 8 milyarını yok etmişti. Kaynaklar ve çalışmaya hazır işgücü boldu ve toplum da çalışacak iş istiyordu ancak ticari işlemleri yürütecek yeterli para olmadığından milyonlarca işçi atıl kaldı.

Fisher’in en önemli argümanı bankaların para üretme fonksiyonunun kaldırılması bu işin tamamen devlet tarafından üstlenilmesiydi.

Fisher’i ortaya attığı bankcaılık yapısında 2 çeşit hesap olacaktı.

Birincisi ticari bankanın %100 rezerv tuttuğu faiz işletilmeyen vadesi mevduat olacaktı. Bu fonlar istenildiği anda çekilebilir olacak, kişilere yada devlete borç verilemeyecekti. Devamında ise çeklerin şekli de değişecekti. Bugun anladığımız şekilde kişiler sadece bloke çek keşide edebileceklerdi yani karşılığı banka tarafından %100 garanti edilmiş olacaktı.
İkincisi hesap ise bir yatırım hesabı türünde olacaktı. Yatırım hesabına yatırılan para, mevduat sahibi tarafından üzerinde anlaşılan bir vade sonuna kadar çekilemeyecekti. Bu süre, bir aracı olarak banka tarafından verilen kredinin vadesi kadar olacaktı. Para borç verildiğinden, elde edilen getiri de mevduat sahibine iletilecekti. Aynı şekilde banka kendisi için, tasarruf ve kredi işlemlerine aracılık ettiğinden katlandığı maliyetlere ilişkin bir komisyon alacaktı.

Şimdi, bu yeni (aslında eski) bankacılık önerisinin getirdiği sunuçlara bakalım.

  1. Yatırım hesaplarındaki para, mevduat sahipleri tarafından istenildiği anda çekilmeyeceğinden, bu para kendilerinin kendi satın alma faaliyetlerinde kullanılmayacaktı.
  2. Mevcut tüm yatırım hesaplarının toplamı sadece ekonomide oluşan mevcut parayla verilen toplam kredi hacmini büyütecek ve yeni para sayılmayacaktı.
  3. Vadesiz hesaplar için %100 karşılık tutulacağından bankacılık sisteminin yeni banka parası yaratması imkansız olacaktı.
  4. Kaydi para yaratılmadığından enflasyonist baskı sözkonusu olmayacaktı
  5. Mevduat kilit altına alındığından bankaların korkulu rüyası olan likidite riski otomatik olarak bertaraf edilmiş olacaktı.

Fisher önerisinde yapılacak bir yasal düzenleme ile , düzenleme öncesi banka parası arzının devlet parası arzını geçmesi durumunda , ticari bankaların istenen nakit oranlarını gerçekleştirmesini sağlayacak yeterli devlet parası yaratılacaktı.

Yeni üretilen devlet parasının ticari bankalara hangi yolla iletileceğine gelince, Fisher bu konuda da parlak bir öneri getiriyor. Devlet bu yeni yaratılmış parayı kullanarak mevcut devlet borçlarını geri alacaktır (yani borç monetize edilecektir). Milli borç nasıl banka parası üretmek suretiyle yaratıldıysa, şimdi de devlet parası üretmek suretiyle ortadan kaldırılacaktı.

Gördüğünüz üzere Fisher’in önerisi gerçekten çok entrasan. Bu öneriyi yaptığı dönemlerde Fisher’in banka lobileri ile karşılaştığı çekişmeyi tahmin etmek hiç de zor değil. Bu akıllı iktisatçıya herhalde demediklerini bırakmamışlardır. Bugünkü işleyen düzene bakıldığında karşı tarafın galip geldiği kesin.

Bizim bir önceki önerimizde bahsettiğimiz altın para sistemi bir anlamda Fisher’in önerisi ile örtüşüyor ayrıldıkları nokta ise devletin para yaratma özelliği. Neden, çünkü bizim modelimizde, devletin para yaratabilmesi için karşılığında altını olması gereklidir.

Not : Bu yazının yazımızda Tarek El Diwany’in Faiz Sorunu adlı kitabının 107-112 sayfalarından istifade edilmiştir. (İz Yayıncılık, Türkçesi Mehmet Saraç, 2008)

Yorumlar

yorumlar

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir